Fuarlar & Saha Notları
Abdullah Erkam Polat
Business Development Manager — Birdem Gıda · 6 dk okuma
Fuar denince çoğu kişinin aklına stand gelir.
Tasarım, ürünler, kataloglar…
Ama sahaya biraz daha yakından bakınca şunu görüyorsun:
Fuar aslında standdan çok önce başlıyor, standdan çok sonra bitiyor.
İlk yıllarda biz de fuarı sadece o 4-5 gün sanıyorduk.
Standı kur, ürünleri diz, gelenle konuş…
Ama zamanla şunu fark ettik:
Fuarın sonucu, o günlerde değil, öncesinde belirleniyor.
Kime ulaşacaksın?
Kiminle gerçekten görüşmek istiyorsun?
Ne anlatacaksın?
Bunlar net değilse, fuar sadece kalabalık bir organizasyon oluyor.
Fuarın en büyük yanılgısı şu:
“Gidelim, sipariş alalım.”
Evet, bazen olur.
Ama çoğu zaman fuar, satışın yapıldığı yer değil, satışın başladığı yer.
Standda kurulan doğru bir ilişki,
3 ay sonra siparişe dönebilir.
Bazen 1 yıl sonra.
Ama o ilişki doğru kurulmadıysa,
en iyi fiyatı versen bile bir şey değişmez.
Gün içinde onlarca insanla konuşuyorsun.
Ama hepsi aynı değil.
Bazı görüşmeler var, 2 dakika sürüyor ama çok şey anlatıyor.
Bazıları 20 dakika sürüyor ama hiçbir yere gitmiyor.
Zamanla şunu öğreniyorsun:
Çok konuşmak değil, doğru soruları sormak önemli.
Senin ürünün kim için gerçekten değerli?
Karşındaki ne arıyor?
Bu netleştiği anda fuar anlam kazanıyor.
Bence fuarların en değerli tarafı bu.
Sadece kendini anlatmıyorsun,
aynı zamanda kendini görüyorsun.
Piyasa nereye gidiyor?
Rakipler ne yapıyor?
Sen nerede duruyorsun?
Bazen bir fuardan hiçbir sipariş çıkmaz.
Ama çok net bir farkındalıkla dönersin.
Ve bu, çoğu siparişten daha değerlidir.
Fuarlar yorucu.
Fiziksel olarak da, mental olarak da.
Ama her fuar üstüne bir şey koyuyor.
İlk fuarla son fuar arasında en büyük fark şu:
Artık daha az anlatıyorsun, daha çok anlıyorsun.
Fuar dediğin şey,
stand kurmak değil.
İnsan biriktirmek.
İlişki kurmak.
Kendini geliştirmek.
Sipariş gelir, gelmez…
Ama doğru yapıldıysa, fuar hiçbir zaman boşa gitmez.